ERBAKAN'ın Ürettiği Motorların halen dillerde ...

2011-03-24 10:28:00

          Milli Görüş'ün Lideri Merhum Prof.Dr.Necmettin Erbakan'ın İstanbul Teknik Üniversitesi Motorlar Laboratuvarı'nda geliştirdiği yüzde 100 yerli ilk motor, 1956'da seri halde üretilmeye başlandı. ve "Fabrika yetkilileri 'Onu bize ver.  Sana iki tane gıcır gıcır motor verelim' diyorlar.  Ama ben asla motorumdan vazgeçmem.  Erbakan Hoca, gerçekten bu motorda bir sanat yapmış.  Bir hafta durmaksızın çalıştır. Hiçbir şey olmuyor" diyor. Balıkesirli çiftçi Mehmet Dingaz da, üretilen ilk motorlardan birinin sahibi. Dingaz, "Yazın şeftali bahçesini 16 şase numaralı motorumla suluyorum.  Ona yağmurlama sistemi bağlıyorum. Bir hafta aralıksız çalışıyor. Ondan asla vazgeçmem" diye konuşuyor. Erbakan'ın 1954'te temelini attığı Pancar Motor Fabrikası, bugün Almanya'dan Afrika'ya 27 ülkeye ihracat yapıyor. 600 BİN MOTOR ÜRETTİK Geçen süre içinde 600 bin motorun üretildiği fabrikanın Genel Müdürü Yalçın Arsan, "Erbakan Hocamız siyasetin yanında sanayinin de ordinaryüsüydü. Açtığı fabrika sayesinde yıllardır, yüz binlerce insan ekmek yiyor. Herkes ona dua ediyor. Tarım işiyle uğraşan herkes Pancar Motor'u bilir. Biz şu anda 8 beygirle 80 beygir arasında, 11 çeşit motor üretiyoruz. 600 bin motor ürettik. Bunun 450 bini Türkiye'de, 150 bini yurtdışında" diyor. Kütahyalı Çente ile Balıkesirli Dingaz'dan motorlarını istediklerini söyleyen Arsan, "Bu motorlardan asla vazgeçmiyorlar. Ömürlük motorlar" diye ekliyor.    ... Devamı

Afganistan'da 'Erbakan' programı

2011-03-15 11:57:00

  Afganistan'ın en büyük sivil toplum örgütü Cemiyet-i İslah hareketi, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatı dolayısıyla 3 gün süren bir program dizisine imza attı. Başkent Kabil'de bir de taziye çadırı kuran Cemiyet-i İslah hareketi mensupları, Erbakan için 300 hatim indirdi Afganistan'ın en büyük sivil toplum kuruluşu olan ve bütün illerde örgütlü olan Cemiyeti İslah Hareketi, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefatı dolayısıyla bir dizi program düzenledi. Programlarda Erbakan için 300 hatim okundu. Cemiyeti İslah Hareketi'nin düzenlediği üç günlük programlar kurumun Kabil'de bulunan genel merkezinde düzenlendi. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vefat haberi üzerine kurumun genel merkezinde taziye çadırı açan Cemiyet İslah Hareketi, taziyeleri kabul etti. Bütün insanlık için çalışıyordu Programın ikinci gününde ise Erbakan'ın anlatıldığı bir konferans düzenlendi. Konferansta Afganistan'ın ünlü hocalarında Sıfatullah Kani ve kurumun gençlik organizasyonlarının başında yer alan Dr. Halid birer konuşma yaptı. Kani, yaptığı konuşmada, Milli Görüş'ün tarihini anlatarak, Erbakan'ın yaptıklarının sadece Türkiye'de değil İslam alemi için de büyük bir anlam ifade ettiğini kaydetti. İslam aleminin kendisinden çok şey öğrendiğini aktaran Kani, "Biz de ne öğrendiysek ondan öğrendik. Bu yolda milyonlarca insan yetiştirdi. Gözü arkada kalmasın. Onun yolu bizim yolumuzdur" dedi. Cemiyeti İslah Hareketi'nin gençlik organizasyonunun başında yer alan ve birçok kez Erbakan ile görüşen Dr. Halid ise konuşmasında Milli G&o... Devamı

Medine'de iki cenaze... Erbakan ve Tahir Hocam...

2011-03-15 11:52:00

       Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın cenaze töreninden bir gün sonra umreye gitme nasip oldu. Uzun zamandır Umre'ye gitmeyi planlıyordum. Çünkü Allah Rasulü bir hadisinde 'umre körüğün pası temizlediği gibi günahları siler atar' buyurmuştur. O nedenle  günahlardan kurtulmak ve Lebbeyk sırrına ermek için önce Medine'ye sonrada Mekke'ye gittik. İki cihan güneşi fahri kainat Efendimiz Hz. Muhammet Mustafa (sav)'yı önce ziyaret ettik. Ziyarete gitmeden önce Efendimizin Medine ile ilgili hadislerini okudum. Neler mi ? "Medine'nin tozu toprağı şifadır." yine başka bir hadisinde "Medine'de ölmeye gücü yeten burada ölsün. Burada ölene şefaatim vacip olur" yine "Cennetül Baki mezarlığında benim kabrimle Hz. Osman'ın (r.anh)  kabri arasında herkes cennetliktir buyurmuştur." yine Mescid-i Nebevi'de kılınan bir vakit namaz diğer mescitlerde kılınan namazlardan bin kat daha fazla sevap vardır. Eğer Kabe'de namaz kılınırsa yüzbin kat sevap alınır buyrulmuştur." Medine gezisi sırasında Uhut şehitliğini ziyaret ettik. Hz. Hamza ve diğer sahabileri rahmetle yad ettikten sonra Kur'an'da buyrulan temeli takva ile atılan Kuba Mescidi'ni ziyaret ettik. Bu mescidde cep telefonuma bir mesaj düştü.  o mesajda şu yazıyordu "Büyük alim Tahir Büyükkörükçü hocamız hakkın rahmetine kavuşmuştur." bu sözü duyar duymaz aklıma hocamızın Kontv televizyonundadaki sohbetleri geldi. Biz Medine'yi ve Peygamber sevgisini bu mübarek insandan öğrenmiştik. Hemen Medine'deki Mescid-i Nebevi'ye geldim. Burada bulunan Ümmeti Muhammet'e Tahir Hocamızın vefatını bildirdim. Hemen hepsi bir asırlık çınar devrildi. Allah Rahmet Eyles... Devamı

Selamet... Fazilet... Saadet... Cennet / Can DÜNDAR

2011-03-14 13:33:00

    Selamet... Fazilet... Saadet... Cennet    Gazeteciliğim onunla geçti. Ama birebir konuşma imkânını ancak 2,5 ay önce bulabildim. Babam ölmüştü. Telefonda, “Başınız sağolsun muhterem kardeşim” diye lafa girdi. Zihnimde, 30 yıllık bir ince sesti. İlk ve son konuşmamız o oldu. * * * 70’lerin sonlarında mizah yüklü basın toplantılarını ve neşeli bütçe konuşmalarını izlemeye giderdim. Sonra onu 12 Eylül’de Mamak’ta izledim. Meclis’teki kadayıflı keyfinden eser kalmamıştı. Duruşma salonuna siyah bond çantasıyla gelmişti. Yan yana sıralandılar: Recai Kutan, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk... vd. Salon doluydu. Dışarıdan, talim yapan askerlerin sesi geliyordu. Hepimiz Hoca ne diyecek diye bekliyorduk. Mikrofona geldiğinde, herkese olduğu kadar saygılıydı mahkeme heyetine de... Vaaz verir gibi uzun cümlelerle savunmuştu kendini... * * * Her muhtırada ya sürüldü ya hapsedildi ya yargılandı Erbakan... Hep şeriatçılıkla, cihatla suçlandı; hep reddetti. Cemal Süreya onun bu temkinliliğini “Kaleci Cihat’ı bile görmezlikten gelir” diye özetlemiştir. Her darbede alttan aldı; her darbe sonunda üste çıktı. Türk demokrasisi, sistemin onu içine çekmekle, dışına itmek arasındaki gidip gelmelerinden ibarettir dense yeridir. Bir MSP’linin tabiriyle; “lastik gibiydi Hoca”; her darbede ezildi sanılıyor, bırakıldığında eski haline gelip yeniden büyümeye başlıyordu. 28 Şubat’ta Anıtkabir’deki defteri imzalarken döktüğü terler, bana 12 Eylül duruşmalarındaki hallerini hatırlatmıştı. Zaten bende, hayatı boyunca sevmediği kıyafetler içinde, inanmadığı metinleri imzalamış, lafını seçmeden konuşabileceği günler için bunlara ... Devamı

Genç Erbakan'ın çabaları

2010-06-22 09:24:00

28 Şubat (1997) dönemi başbakanı Prof. Necmettin Erbakan, siyasete ilk adımı attığı günlerde (1969), İzmir'de çıkan Tekyol dergisi adına yaptığım mülâkatta kendisine yönelttiğim "Neden siyaset?" sorusuna -mealen- şu cevabı vermişti: "Memlekette yapılacak çok şey var. Bilimadamı olarak zorladım, olmadı. Odalar Birliği'nde genel sekreter sonra başkan olarak zorladım, yine olmadı. Yapmak istediklerimi gerçekleştirmenin tek yolu siyaset görünüyor." Onca yıl unutmamışım o zaman dediğini... Şimdi hatırlamamın sebebi, 27 Mayıs (1960) darbesi sonrasında kurulan Bakanlar Kurulu'nun tutanaklarını gözden geçirirken karşıma çıkan gerçek: Necmettin Erbakan henüz gencecik bir doçent iken, ülkemizde otomotiv sanayii kurulması için çaba göstermiş; önce Odalar Birliği'ne rapor sunmuş, aynı raporu Planlama'ya iletmiş, ardından Bakanlar Kurulu toplantısına çağırmışlar, orada da savunmuş tezini... Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Cemil Koçak'ın son hayırlı hizmeti, '27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları' adlı eser... İki koca cilt halinde Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından geçen hafta yayımlanan eserde, darbe sonrası oluşmuş Bakanlar Kurulu'nda (BK) konuşulanlar yer alıyor. Metni bulunamayan tutanaklar da olmuş, bazı görüşmeler tutanağa geçirilmemiş... Necmettin Erbakan 4 Mart 1961 tarihli BK toplantısına katılmış. Toplantı 9.45'te başlayıp 11.50'ye kadar sürmüş. Kendisine ayrılan zaman diliminde, Doç. Erbakan, ülke sanayiinin durumuna ve neler yapılması gerektiğine dair görüşlerini anlatmış, sonra da otomobil üretimi konusundaki düşüncelerini açıklamış (II. cilt, s. 949-969)... Türkiye'de o günlerde 84 bin motorlu araç var, bunlardan sadece 38 bi... Devamı

Hz. Muhammed'in Vatikan arşivindeki vasiyeti

2010-06-14 13:06:00

1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi 8. Sayısında bin yılı aşkın bir dönemden kalma, iki milyondan fazla belge barındıran gizli Vatikan arşivlerinin kapılarını araladı.     İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından yayımlanan1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi 8. Sayısında bin yılı aşkın bir dönemden kalma, iki milyondan fazla belge barındıran gizli Vatikan arşivlerinin kapılarını araladı. Katolik Cemaati’nin resmi tarihçisi ve Kültür Ateşesi Rinaldo Marmara tarafından kaleme alınan dosya “Vatikan’ın Gizli Arşiv ve Kütüphanesi’nde Bulunan Osmanlıca Eserler ve İstanbul Konulu El Yazmaları” başlığını taşıyor. Dergide Vatikan Kütüphanesi’nin kuruluşu, Vatikan Kütüphanesi Gizli Arşivi, Arşivdeki Türkiye tarihi ile ilgili kaynaklar, Osmanlıca El Yazmaları ve İstanbul’u anlatan el yazmaları kronolojik bir şekilde ele alınmış. Vatikan Gizli Arşiv’inde Türkiye tarihi ile ilgili kaynaklar Rinaldo Marmara Vatikan’ın Gizli Arşivi’nde Türkiye’nin de aralarından bulunduğu pek çok devletin tarihi ile ilgili, çoğu gün ışığına çıkmamış yüzbinlerce tarihi evrak olduğunu belirtiyor ve bunları bulup çıkarmak için hem zaman, hem de yılların verdiği deneyim gerektirdiğini söylüyor. Marmara yazısında, Vatikan’ın Gizli Arşiv’inde yer alan Osmanlı sultanları ile zamanın papalarının veya kralların yazışmalarının dikkate değer nitelikte olduğunu ifade ederek bu yazışmaların tarafları, konuları ve tarihleri hakkında bilgiler veriyor. Papa IX. Pio’nun Abdülmecid’e yazdığı 1848-1850 tarihli mektuplar, Sultan III. Ahmet ile Papa VII. Alessandro arasındaki gerçek dostluğu dile getiren mektuplar, III. Ahmet’in Polonya kralına yazarak tahta ç... Devamı

Komor Adaları - Comoros coğrafyası, tarihi, bayrağı, dini, nüfus

2010-06-11 13:01:00

Coğrafi Verileri Konum: Güney Afrika, Mozambik Kanalında adalar grubu Coğrafi konumu: 12 10 Güney enlemi, 44 15 Doğu boylamı Haritadaki konumu: Afrika Yüzölçümü: toplam: 2,170 km² Sınırları: 0 km Sahil şeridi: 340 km İklimi: tropikal deniz iklimi hakimdir; Kasım - Mayıs ayları arası yağmur mevsimidir Arazi yapısı: Volkanik adalar, iç kısımlar dik kayalardan alçak tepelere kadar çeşitlilik gösterir Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m en yüksek noktası: Le Kartala 2,360 m Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3587 sürekli ekinler: %2332 diğer: %4081 (2005 verileri) Doğal afetler: Aralık - Nisan ayları arasındaki yağışlı sezonda siklonlar etkili olabilirler, Grand Komore'deki Le Kartala aktif yanardağ barındırır Nüfus Bilgileri Nüfus: 690,948 (Temmuz 2006 verileri) Yaş yapısı: 0-14 yaş: %427 (erkek 148,009; kadın 147,038) 15-64 yaş: %543 (erkek 185,107; kadın 190,139) 65 yaş ve üzeri: %3 (erkek 9,672; kadın 10,983) (2006 verileri) Nüfus artış oranı: %287 (2006 verileri) Cinsiyet oranı: doğumlarda: 103 erkek/kadın 15 yaş altı: 101 erkek/kadın 15-64 yaş: 097 erkek/kadın 65 yaş ve üzeri: 088 erkek/kadın toplam nüfusta: 099 erkek/kadın (2006 verileri) Bebek ölüm oranı: 7285 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini) Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 6233 yıl erkek: 60 yıl kadın: 6472 yıl (2006 verileri) Ortalama çocuk sayısı: 503 çocuk/1 kadın (2006 tahmini) HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %012 (2001 verileri) Ulus: Komorlu Nüfusun etnik dağılımı: Antalote, Cafre, Makoa, Oimatsaha, Sakalava Dinler: Sünni Müslüman %98, Roma Katolikleri %2 Diller: Arapça (resmi), Fransızca (resmi), Komorca Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bi... Devamı

Mavi Marmara gemisinde bulunan Sinan Albayrak'tan o anlar :

2010-06-11 11:04:00

İsrail komandolarının katliam yaptığı Mavi Marmara gemisinde ve sonrasında yaşananları anlatan Sinan Albayrak, "Rachel Corrie de tankın altında ezileceğini düşünmüyordu. İsrail lehine yayın ve yorum yapanları, kurşun sıkıp öldürenleri değil de yardıma gidenleri eleştirenleri dinlerken hayretler içinde kaldım" dedi.   Orhan Turhan'ın haberi Gazze'ye doğru yol alırken uluslararası sularda İsrail Donanması'nın "Shayetet 13" adlı öldürücü timi tarafından durdurulan ve 31 Mayıs gecesi 1'i Amerikan vatandaşı 8'i Türk 9 kişinin öldürüldüğü "Mavi Marmara"da bulunan oyuncu Sinan Albayrak, Türkiye'de İsrail lehine yapılan eleştirileri hayretler içinde dinlediğini, şaşırıp kaldığını söyledi. Sinan Albayrak, gemide ve sonrasında yaşanan ilginç gelişmeleri, Yeni Şafak'a değerlendirdi. Gazze'ye yapılan insani yardımda ortak dilin 'insanlık' olduğunu söyleyen Albayrak, bu ruhun gemide kendisini hissettirdiğini belirtti. SEN KURŞUNA BAK Televizyonda gemidekiler için yapılan yorumları 'hayretler içinde' izlediğini dile getiren Albayrak, Hürriyet ve Radikal gazeteleri yazarı Nuray Mert'in sözlerini anlamakta güçlük çektiğini ifade etti. Albayrak, "Nuray Mert, bana ithafen 'İsrail askerlerine maden suyu şişesi atarak eğlenmiş. Bu nasıl bir zihniyettir' gibi yorum yaptı. Bunu anlamak güç! Biz silahlara karşı şişe atıyoruz ve Nuray hanım, İsrail askerlerini eleştirmek yerine, bizim davranışlarımızı eleştiriyor. Niye ellerinde silah olmayan bizlere, silahla karşılık verildiğini sorgulamıyor? Bu ortak dili sağlamamızda en büyük etken de, orada Türkiye'nin içinde olduğu gibi yıkıcı ve yıpratıcı bir muhalefetin olmamasıydı" dedi. İSRAİL PROPAGANDASI "İsrail... Devamı

İSRAİL FİRMALARINA DEV BOYKOT

2010-06-11 10:57:00

Yusuf El Karadavi: BOYKOT FARZDIR İsrail'le başlayan krizin ilk günlerinde Türkiye'de zirve yapan "boykot" çağrıları, dibe vurdu. Şimdi sıra İsrail'in atağında. İsrail'de Türk mallarını boykot çağrıları başladı Türkiye'de "İsrail mallarına boykot" nabzı hızla düşerken, bu defa İsrail cephesinden kontratak geldi. İsrailli sendikalar, "Türk mallarını boykot edin" çağrısı yaptı. 500 milyon dolarlık Türk malı Jerusalem Post, İsrailli işçilere Türk mallarından yılda 2 milyar İsrail Şekeli (yaklaşık 500 milyon dolar) değerinde yardım ve hibe yardımı yapıldığını iddia etti. Bu hediyelerin artık verilmeyeceğini iddia eden Jerusalem Post, İsrailli bir şirket olan Va'adim'in CEO'sunun görüşlerine de yer verdi. Va'adim'in CEO'su Ya’acov Alush, "Sendikalar bu işi, ulusal bir misyon olarak görüyor ve İsrail Hükümeti'nin de Türkiye'yle ilgili politikalarına bu paralelde değiştirmesini bekliyor" açıklamasını yaptı. "Büyük şirketler boykota katılmaz" Bu eylemin, Türkiye'ye olan seyahatleri yarı yarıya azaltacağını söyleyen Türkiye-İsrail İş Konseyi Başkan Vekili Danny Tzimet, daha büyük bir boykotun ise çok zor olduğu görüşünde. Tzimet, "Büyük şirketlerin bu eyleme katılacağını sanmıyorum. Çünkü Türk şirketleriyle ikili ilişkiler çok aktif" açıklaması yaptı. Mail traifğiyle de hareketlendirilmeye çalışılan Türk mallarını boykot operasyonunda, mail içeriklerinde 20 kadar Türk markasının boykot edilmesi uyarısında bulunuluyor. Bu markalar arasında, Avrupa sermayeli şirketlerin Türkiye'de ürettiği bazı ünlü buzdolabı, kozmetik ve otomobil markaları da bulunuyor. T&uum... Devamı

Ayasofya'nın sırrı çözüldü!

2010-06-11 10:55:00

Harcında dişbudak ağacı yaprağının kullanıldığı ortaya çıktı Dayanıklılığı ile asırlara meydan okuyan Ayasofya'nın harcında, Dişbudak ağacı yaprağının kaynatılarak kullanıldığı ortaya çıktı. Yazma eserler üzerine yaptığı çalışmaların ardından bu iddiayı ortaya atan Dr. Mimar Hasan Fırat Diker, "Dişbudak yapraklarının suyuyla yapılan harç diğer karışımlardan 2.5 kat daha dayanıklı" dedi. Dünya'dan ve Türkiye'den birçok bilim adamının araştırmalarına konu olan, her yıl milyonlarca turistin görmek için akın ettiği Ayasofya'nın gizli kalmış bir sırrı daha gün ışığına kavuştu. Ayasofya'nın bahçesinde yükselen "Dişbudak" ağaçlarının 1500 yıllık şaheserin ömrüne ömür kattığı ortaya çıktı. Dr. Mimar Hasan Fırat Diker, 500 yıllık el yazmalarında karşılaştığı bilgiden yola çıkarak, yaptığı araştırmada 1500 yıl önce inşa edilen Ayasofya'nın harcında dişbudak ağacı yaprakları kaynatılarak elde edilen sıvının kullanıldığını tespit etti. Bilimsel laboratuarlarda yapılan karışımlar ve dayanıklılık testleri, dişbudak yaprağı suyuyla karılan harcın diğer karışımlardan 2.5 kat daha dayanıklı olduğunu gösterdi. İki yıldır bu konu üzerine araştırmada bulunduğunu söyleyen Diker, çalışmasını şöyle anlattı: "Topkapı Sarayı arşiv uzmanlarından Sevgi Ağca'nın Türkçe'ye çevirdiği yazma eserlerin satır aralarında Ayasofya'nın inşası aşamasında 'Lisan-ül Asafir' ağacının yaprağının suda kaynatıldığı ve elde edilen sıvının kireçle karıştırılarak harç olarak kullanıldığı anlatılıyordu. Yine aynı yazmalarda bu karışımla hazırlanan harcın kuruduğunda taştan daha sert bir özelliğe sahip olduğu naklediliyor. Çalışmamıza bu bilgiler ışık tuttu." Dişbudak'ın yapraklarından harç yaptık ... Devamı